Dünya Şehircilik Günü basın açıklaması

7 Kasım 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
493 defa okundu.
Dünya Şehircilik Günü basın açıklaması

Ülkemizde izlenen sermaye öncelikli politikaların yansıması olarak, kentler ve onları içerisine alan doğa, tüm yer altı ve yerüstü varlıkları ile birlikte piyasa malına çevrilmiştir. Bu yüzden de çevre adına hiçbir politika ve uygulama olumlu yönde değişmemekte, aksine derinleşmektedir. Bu hukuk tanımaz saldırılara karşı yürütülen mücadele de, giderek her gün vazgeçilmez bir “Yaşam Hakkı” mücadelesine dönüşmektedir.

 

Toplumsal muhalefetin, kentlerin meydanlarından Karadeniz`in yaylalarına kadar giderek yükseldiği bu dönemde, TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak, toplumun ortak çıkarlarını gözeten, doğal ve tarihsel çevrenin korunduğu, halkın demokratik katılımını esas alan dinamik, çoğulcu ve eşitlikçi bir planlama anlayışını savunuyoruz. Bu doğrultuda 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen ve bu yıl Karadeniz Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde, Trabzon`da düzenlenen 39. Dünya Şehircilik Günü Kolokyumu`nun ana teması; ‘Müdahale, Mücadele ve Planlama` olarak belirlenmiştir.

 

Ülkemizde yürütülen ve arazi rantı ile biçimlenen ekonomik model,  tarihi, doğal, kültürel miras alanlarını ve tüm kamusallıkları, fark gözetmeksizin satışa çıkarmaktadır.

 

Hukuksuzluğun artık bir kural haline geldiği bu dönemde izlenen, ekonomik, sosyal ve çevre politikaları sonucunda; tüm doğal alanlarımıza ilişkin onlarca mevzuat değişikliği yapılarak kültürümüze, kimliğimize, kamusal alanlarımıza, yapılı ve yapısız çevremize yani tüm yaşam alanlarımıza benzeri görülmemiş bir saldırı sistemli bir şekilde yaygınlaştırılmıştır.

 

Kentlerimizdeki tarihsel-kolektif mücadele birikiminin yoğunlaştığı, ortak belleğimizde yer alan tüm kamusal alanlar birer birer kaybedilmektedir. Sadece günümüzün değil gelecek kuşakların da ortak mirası olan ormanlar, dereler, yaylalar, meralar kıyılar…vb. doğal alanların ekolojik bütünlüğü tahrip edilmekte, kentlerimizin kimliği yok edilmektedir.

 

Enerji politikalarının bir sonucu olarak hidroelektrik santraller, ithal kömüre dayalı termik santraller ve nükleer enerji santralleri, ülkenin enerji ihtiyacına yönelik bir planlama yapılmadan, enerji kaynakları için bir denge gözetmeden, gelişigüzel yer seçimi kararlarıyla her türden yaşam alanlarını tehdit etmektedir. Enerji ihtiyacı gerekçesi ile Fırtına, Fındıklı, Arhavi ve Salarha gibi daha birçok korunması gerekli doğal varlık, birbiri ardına gerçekleştirilen HES Projeleri ile yok edilmektedir. Yine aynı gerekçe tüm canlı yaşamını tehdit eden nükleer enerji santralleri ile Sinop’ta; en yüksek oranda kirlilik yarattığı için tüm dünyada, yaşam çevreleri ve korunması gerekli doğal değerlerden uzak tutulan termik santraller, ithal kömürle işletileceği hiç çekinmeden belirtildiği halde Amasra, Terme, Gerze ve daha birçok kentte ve korunması gerekli bölgelerde türemeye devam etmektedir. Karadeniz Bölgesinin tüm kentleri, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin olabildiğince kısıtlandığı,  rant odaklı yapılaşmanın teşvik edildiği, derelerin kapatıldığı, yağmur drenaj sistemi ve kanalizasyon altyapısından yoksun hale getirilen bir yapıyla, her yılın belli dönemlerinde sele ve afete maruz bırakılmaktadır.

 

Birçok kentte ve bölgede olduğu gibi “Yol medeniyettir” söyleminin arkasına saklanarak uygulanan Karadeniz Sahil Yolu’nun, Karadeniz kıyılarında ve kentlerinde yarattığı tahribat ortada iken, şimdi Samsun’dan Artvin’e kadar yaylaları ve doğayı tahrip edecek yolun adı “Yeşil Yol”; gerekçesi ise turizm olmuştur.

 

Kentlerde sınıfsal-toplumsal çelişkiler hızla artarken, kentsel ortak alanların ve hakların savunulması mücadelesi, toplumun her kesimi açısından kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu nedenle, özgün toplumsal mücadelesini ören Karadeniz halkı, kendi doğasına ve yaşam alanlarına sahip çıkmaktadır.

 

Planlama mesleğinin içeriğinin aşındırıldığı, doğal, kültürel ve tarihi çevrenin tahrip edildiği; kriz ortamını yönetebilmek amacıyla kamu arazilerinin ve kamusal hizmetlerin özelleştirilip sermaye birikiminin asli unsuru haline getirildiği; geniş halk kesimlerinin sürekli kaybeden olduğu bu müdahale sürecine karşı kamu denetimi sorumluluğumuzla diyoruz ki;

 

  • Planlama mesleğinin bilimsel normlarından taviz verilmeden, etik ilkelerine uygun, toplum yararına geliştirilmesi ve sürdürülmesi için mücadele devam edecektir.
  • Geleceğimizin garantisi olan doğal alanlarımızda sınırsız, kuralsız ve kontrolsüz madencilik, HES, RES, termik ve nükleer santral uygulamalarına son verilmesi için mücadele devam edecektir.
  • Bilimin, tekniğin, planlamanın bir gereği olarak afete duyarlı yaşam çevrelerinin oluşturulması, kentlerin, doğa ile uyumlu, insan ölçeğinde, engelsiz yaşanabilir bir biçimde planlanması, doğal ya da kentsel tüm yaşam alanlarımıza ilişkin planlanma ve projelendirilme süreçlerinde, yurttaş katılımını sağlayacak demokratik karar alma süreçlerinin oluşturulması için mücadele devam edecektir.
  • Toplumsal uzlaşmayı, barışı, dayanışmayı yeşerten mahallelerimizin, sokaklarımızın, meydanlarımızın, parklarımızın özgürleşmesi, barınma hakkı, ulaşım hakkı, ücretsiz çağdaş, nitelikli eğitim ve sağlık hakkı için mücadele devam edecektir.
  • Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, kadınların cinayete kurban gitmesine; işyerinde, sokakta, evde taciz, tecavüz ve saldırıya maruz kalmasına; bedeninin, emeğinin ve kimliğinin sömürülmesine yol açan ataerkil politikalara karşı mücadele devam edecektir.
  • Emek-meslek örgütleri ve toplumsal düzlemde örülen demokrasi ve barışa katkı koyan muhalefet pratiklerini güçlendirmek için mücadele devam edecektir.
  • Demokratik ortamı yok eden siyasi iktidarların müdahalelerine karşı, katılımcı çoğulcu bir demokratik sistemin devamlılığını sağlayan, özgür basın,  güçlü sivil toplum ve bağımsız yargının etkili denetimi için mücadele de güçlü bir şekilde devam edecektir.

 

Bu düşünceleri, açıklanan bildirgesi ile de ilan edilen; 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 39. Kolokyumu`nda, emeği geçen ve katkı vermek için bir araya gelen tüm konuk ve meslektaşlarımıza, özellikle de bizlere ev sahipliği yapan Trabzon’a, Karadeniz halkına ve Karadeniz Teknik Üniversitesi`nin başta yönetimi olmak üzere, tüm akademik ve diğer emekçi kadrolarına teşekkür ediyoruz.

 

Basınımıza ve kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.

 

          TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN